enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Antalya
Az Bulutlu
32°C
Antalya
32°C
Az Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
32°C
Salı Hafif Yağmurlu
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
32°C
Perşembe Açık
33°C

10 YIL SONRA KRİTİK GELİŞME: ARİF AHMET DENİZOLGUN’UN MEZARI AÇILACAK

10 YIL SONRA KRİTİK GELİŞME: ARİF AHMET DENİZOLGUN’UN MEZARI AÇILACAK
REKLAM ALANI

BAKIRKÖY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI “FETH-İ KABİR” KARARI VERDİ
Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapılanmanın önceki lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmada 10 yıl sonra dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun’un ölümünün ve ölüm sonrası gerçekleştirilen otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler üzerine feth-i kabir kararı aldı.
Kararla birlikte Denizolgun’un mezarı açılacak ve naaş üzerinde yeniden adli inceleme yapılacak. Amaç, aradan geçen yaklaşık 10 yılın ardından ölümün gerçek nedeninin bilimsel ve adli yöntemlerle yeniden ortaya konulması.
Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturma dosyası 2026/8086 numarasıyla yürütülüyor. Savcılık, ölümün ve yapılan otopsinin şüpheli olduğuna ilişkin başvurular üzerine, gerçek ölüm sebebinin tespit edilebilmesi amacıyla mezarın açılmasına karar verdi.

BAŞSAVCILIKTAN RESMİ AÇIKLAMA
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün yanı sıra daha önce yapılan otopsi işlemlerine ilişkin de şüphe ve iddiaların bulunduğu belirtildi.
Başsavcılık, mevcut soruşturma kapsamında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, gerçek ölüm sebebinin belirlenebilmesi için “feth-i kabir” işlemi yapılmasına karar verildiğini bildirdi.
Bu karar, Denizolgun’un ölümünün kesin olarak cinayet olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, soruşturma makamları mevcut ölüm nedeninin ve otopsi bulgularının yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu kanaatiyle adli incelemenin kapsamını genişletiyor.

ÖLÜMÜ 2016 YILINDA GERÇEKLEŞMİŞTİ
Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olan Arif Ahmet Denizolgun, 2016 yılında 61 yaşındayken hayatını kaybetti.
Dönemin haberlerinde Denizolgun’un İstanbul Beykoz’daki evinde rahatsızlandığı, beyin kanaması geçirdiği ve hastaneye götürülürken yaşamını yitirdiği bildirildi. İlk açıklamalarda ölüm nedeni beyin kanaması olarak kamuoyuna yansıdı.
Denizolgun’un cenazesi Üsküdar Selimiye Camii’nde düzenlenen törenin ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Ancak yıllar içinde Denizolgun’un ölümüyle ilgili farklı iddialar gündeme geldi. Özellikle ailesinden bazı isimler, ölümün doğal nedenlerle gerçekleşmediğini ve olayın yeniden araştırılması gerektiğini savundu.

AİLESİ “CİNAYET” İDDİASINI GÜNDEME GETİRMİŞTİ
Denizolgun’un kardeşi eski İstanbul Milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun ile yeğeni ve eski milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un, yıllar içinde ölümün doğal bir ölüm olmadığı yönünde suçlamalarda bulunduğu ve konuyu yargıya taşıdığı basına yansıdı.
Bu başvuruların ardından Denizolgun’un ölümü yeniden savcılık makamlarının gündemine geldi.
2025 yılında Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ölümle ilgili inceleme başlattığı haberleri kamuoyuna yansımıştı. Dönemin haberlerinde, soruşturma dosyasında ölümün şüpheli olduğuna ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu ve bazı ifadelerde zamanlama ile olayın gelişimine ilişkin çelişkiler bulunduğunun öne sürüldüğü aktarıldı.

36 SAAT HABER ALINAMADI” İDDİASI
Dosyayla ilgili daha önce basına yansıyan iddialardan biri de Denizolgun’un Beykoz’daki çiftliğinde çalışan bazı kişilerin ifadelerine ilişkin oldu.
2025 yılında yayımlanan haberlerde, soruşturma dosyasındaki bir bilgi notunda çiftlikte çalışan Türkmenistan uyruklu Rufat Kadyrow’un ifadesine yer verildiği ve Denizolgun’un çiftliğe gelmesinden sonra yaklaşık 36 saat boyunca kendisinden haber alınmadığının öne sürüldüğü aktarıldı.
Söz konusu bilgiler, ölümün zamanlamasına ilişkin soru işaretlerinden biri olarak gündeme getirildi. Ancak bunlar geçmiş soruşturma kapsamında ileri sürülen iddialardır; yeni feth-i kabir işlemi sonucunda elde edilecek adli bulguların bu iddiaları doğrulayıp doğrulamayacağı henüz bilinmiyor.

OTOPSİ RAPORU DA TARTIŞMALARIN MERKEZİNDEYDİ
Denizolgun’un ölümüyle ilgili tartışmaların önemli başlıklarından biri de otopsi raporu oldu.
Yakınlarının yaptığı başvurularda, ölümün gerçek nedenini gizlemek amacıyla otopsi sürecinde usulsüzlük yapıldığı ve raporla ilgili sorunlar bulunduğu yönünde iddialar ileri sürüldü.
Bu iddialar üzerine Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında da ayrı bir soruşturma yürütüldü. Ancak 2025 yılında yürütülen bu soruşturma kapsamında, otopsi raporunun değiştirildiği veya sahte bir rapor düzenlendiği iddiasının somutlaştırılamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği 2026 yılının başında kamuoyuna yansıdı.
Dolayısıyla burada önemli bir ayrım bulunuyor: Adli Tıp görevlileri hakkındaki “sahte otopsi” iddiasına ilişkin soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanmış olması, Denizolgun’un ölümüyle ilgili bugün verilen feth-i kabir kararını ortadan kaldırmıyor. Yeni soruşturmanın konusu, Başsavcılığın bugünkü açıklamasında da açıkça belirtildiği üzere gerçek ölüm sebebinin yeniden araştırılması.

OTOPSİDE İMZASI BULUNAN DOKTORLA İLGİLİ İDDİALAR
Dosyayla ilgili tartışmalarda, Denizolgun’un otopsi işlemlerinde görev aldığı bildirilen doktorlardan Yusuf İslam Duman’ın daha sonraki yıllarda FETÖ soruşturması kapsamında işlem görmesi de gündeme getirildi.
Bazı basın kuruluşlarında Duman’ın örgütle bağlantısı bulunduğu ve daha sonraki süreçte kamu görevinden uzaklaştırıldığı yönünde haberler yayımlandı. Ancak bu durumun tek başına Denizolgun’un ölümünün nasıl gerçekleştiğini gösteren bir delil olmadığı ve ölüm nedeninin ancak yeni adli incelemeyle ortaya konulabileceği belirtilmeli.

2025’TE SORUŞTURMA YENİDEN GÜNDEME GELMİŞTİ
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili dosya 2025 yılında yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ölümle ilgili inceleme yaptığına ilişkin haberlerin ardından, dosyada geçmişte hazırlanmış bazı bilgi ve belgelerin yeniden değerlendirildiği aktarıldı.
Bu süreçte Denizolgun ailesinin bazı üyeleri ölümün cinayet olduğunu ileri sürerken, iddialar henüz yargı kararıyla doğrulanmış değildi.

2026’DA DOSYA BAKIRKÖY BAŞSAVCILIĞINDA
Bugün açıklanan yeni kararla soruşturma farklı bir aşamaya geldi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümün ve otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler bulunduğunu belirterek feth-i kabir yapılmasına karar verdi.
Mezarın açılmasıyla birlikte naaştan ve mevcut kalıntılardan, bilimsel olarak mümkün olduğu ölçüde yeni örnekler alınması ve ölüm nedeninin yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.
Adli incelemenin ardından hazırlanacak rapor, soruşturmanın bundan sonraki seyri açısından kritik önem taşıyacak.

FETH-İ KABİR NE ANLAMA GELİYOR?
“Feth-i kabir”, soruşturma veya kovuşturma kapsamında ölen kişinin mezarının açılarak naaş üzerinde yeniden adli inceleme yapılması anlamına geliyor.
Bu tür bir işlem, özellikle ölüm nedeninin ilk incelemelerde tam olarak belirlenememesi, sonradan yeni şüphelerin ortaya çıkması veya mevcut bulguların yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulması halinde başvurulan adli yöntemlerden biri.
Dolayısıyla Denizolgun’un mezarının açılması, soruşturmanın sonucunun şimdiden belli olduğu anlamına gelmiyor.
Asıl kritik aşama, mezardan elde edilecek bulguların Adli Tıp incelemesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi olacak.

DENİZOLGUN KİMDİ?
1950’li yıllarda İstanbul’da dünyaya gelen Arif Ahmet Denizolgun, mimarlık eğitimi aldı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’nden mezun olan Denizolgun, daha sonra ekonomi ve iş idaresi eğitimi gördü ve meslek hayatında mimarlık ve müteahhitlik yaptı.
Siyasete Refah Partisi çatısı altında giren Denizolgun, Antalya’dan milletvekili seçildi. 1998-1999 yılları arasında Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu. Ayrıca TBMM’de çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Denizolgun, Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olması nedeniyle dini çevrelerde de önemli bir isim olarak biliniyordu ve kamuoyunda “Süleymancılar” olarak anılan yapılanmanın liderleri arasında yer aldı.
2016’daki ölümünün ardından yapılan cenaze törenine çok sayıda kişinin katıldığı ve Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildiği dönemin haberlerine yansıdı.

ŞİMDİ GÖZLER YENİ ADLİ RAPORDA
Yaklaşık 10 yıl önce “beyin kanaması” olarak açıklanan ölümün ardından dosyanın yeniden açılması ve mezarın adli inceleme amacıyla açılmasına karar verilmesi, Denizolgun dosyasını yeniden Türkiye gündeminin önemli başlıklarından biri haline getirdi.
Önümüzdeki süreçte en kritik soru, yapılacak feth-i kabir işlemi ve adli incelemeler sonucunda Denizolgun’un ölümüne ilişkin yeni ve somut bir bulgu ortaya çıkıp çıkmayacağı olacak.
Başsavcılığın bugünkü kararı, “Denizolgun öldürüldü” şeklinde kesinleşmiş bir yargı anlamına gelmiyor. Karar, ölüm nedeninin yeniden ve bilimsel yöntemlerle araştırılması amacı taşıyor.
Mezarın açılması ve yapılacak incelemelerin ardından hazırlanacak adli rapor, yıllardır tartışılan “doğal ölüm mü, dış müdahale mi?” sorusunun yanıtlanması açısından dosyanın en önemli delillerinden biri olacak.
Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında ortaya çıkacak bulgular, Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin tartışmaların seyrini de belirleyecek.

REKLAM ALANI